IŞİD’den Kaçan Ezidi Kadınlar: Travma ve Toplumsal Dışlanma Arasında

IŞİD’den Kaçan Ezidi Kadınlar: Travma ve Toplumsal Dışlanma Arasında Hussein Zainulabdeen | Bağımsız Araştırmacı — Irak’ta Azınlık Hakları | husseinmonitor.com Köleleştirildiler, hayatta kaldılar. Kaçtılar. Evlerine döndüler. Ve…

Hüseyin Zeynelabidin · 8 Nisan 2022
IŞİD’den Kaçan Ezidi Kadınlar: Travma ve Toplumsal Dışlanma Arasında

Hussein Zainulabdeen | Bağımsız Araştırmacı — Irak’ta Azınlık Hakları | husseinmonitor.com


Köleleştirildiler, hayatta kaldılar. Kaçtılar. Evlerine döndüler.

Ancak IŞİD esaretinde geçen yılların ardından topluluklarına dönen birçok Ezidi kadın için çile devam etti — bu kez kendilerini esir alanların elinde değil, kendi aileleri ve toplulukları içinde.

Ezidilerin hikâyesinin bu kısmı, kaçırılmalardan, kurtarma operasyonlarından ve siyasi açıklamalardan çok daha az ilgi görüyor. Geri dönüş. Ve sonrasında yaşananlar.


Yaşananların Boyutu

Ağustos 2014’te IŞİD, Irak’ın kuzeybatısındaki Ezidi yurduna koordineli bir saldırı başlattı. Binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırıldı; Irak ve Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki topraklarda cinsel köle olarak alınıp satıldı. En ihtiyatlı tahminlere göre, ilk saldırı dalgasında 6.000’den fazla Ezidi kadın ve çocuk esir alındı.

Yıllar süren kurtarma operasyonları, fidye ödemeleri ve askerî ilerlemeler sayesinde birçoğu geri döndü. Ancak “geri dönmek”, “evine dönmek” ile aynı şey değil. “Kurtarılmak” da “iyileşmek” ile aynı şey değil.


Araştırmalar Ne Gösteriyor?

BMC Medicine dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir çalışma, Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki yerinden edilmiş kişilerin kaldığı kamplarda yaşayan 416 Ezidi kadın ve kız çocuğunun ruh sağlığını belgeledi. Bulgular çarpıcıydı.

Kadınların ve kız çocuklarının %80’inden fazlası, olası bir travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısı için gereken ölçütleri karşılıyordu. Cinsel kölelikten sağ kurtulanlar arasında bu oran daha da yüksekti — neredeyse tamamını kapsıyordu. Depresyon yaygındı. Kritik bir bulgu da algılanan toplumsal dışlanmanın önemli bir aracı rol oynadığıydı: Özellikle köleleştirilmiş kişilerde, travmatik olaylar ile depresyon belirtileri arasındaki ilişkiyi ağırlaştırıyordu.

Sonuç açıktı: Toplumsal dışlanma, ikincil bir mesele değil. Verilen zararın bir parçası.


İki Farklı Deneyim: Ezidiler ve Türkmenler

Hayatta kalanların deneyimleri aynı değil — aralarındaki farklar, bireysel travmalar kadar toplulukların yapıları hakkında da çok şey söylüyor.

2014’te Ezidi dinî liderler, hayatta kalan herkesin inanç topluluğuna geri kabul edildiğini resmen ilan eden tarihî bir açıklama yayımladı — saflık ve namus etrafında derin kökler salmış toplumsal normlar düşünüldüğünde, bu cesaret gerektiren bir karardı. Bu açıklamanın ardından, Ezidilerin kutsal mekânı Laleş’te hayatta kalanlar için sembolik bir yeniden vaftiz töreni düzenlendi. Bu adım kusursuz değildi. Toplumsal damgalama bir açıklamayla ortadan kalkmadı. Ancak hayatta kalanları utanç kaynağı değil, mağdur olarak tanıyan ve topluma yeniden katılımlarını sağlayacak kurumsal bir çerçeve oluşturdu.

Hayatta kalan Şii Türkmenler için durum belirgin biçimde farklıydı. IŞİD’in Telafer ve çevresinden kaç Şii Türkmen kadını kaçırdığına ilişkin resmî bir kayıt bulunmuyor — bu sessizlik, başlı başına bir yok sayma biçimi. Üstelik geri dönen Türkmen kadınlar, hayatta kalan Ezidilerden farklı olarak, yalnızca yeniden travmatize olmalarına yol açmakla kalmayan, temel hizmetlere erişimlerini de doğrudan engelleyen düzeyde bir toplumsal dışlanmayla karşılaştı. Benzer bir dinî açıklama yapılmadı. Kurumsal bir kabul çerçevesi oluşturulmadı. Birçoğu, topluluk desteği veya hukuki tanınma olmadan damgalamayla baş etmeye terk edildi.


Hizmet Açığı

Hayatta kalan Ezidiler için hizmet açığı — ciddi boyutlarda olsa da — uluslararası düzeyde bir ölçüde ilgi gördü. Psikososyal destek programları, hukuki yardım kuruluşları ve uluslararası sivil toplum kuruluşları bu topluluğa kaynak yönlendirdi.

Hayatta kalan Türkmenler içinse bu açık daha derin ve daha az görünür. Toplumsal dışlanma, resmî kayıt eksikliği ve sınırlı kurumsal desteğin bir araya gelmesi, hayatta kalanların uluslararası kuruluşlar nezdinde görünmez, kendi toplulukları içinde ise savunmasız olduğu bir durum yarattı.

Irak’ta 2021’de kabul edilen Ezidi Hayatta Kalanlar Yasası, hayatta kalan Ezidilere yönelik giderim ve hizmetler için hukuki bir çerçeve sağladı. Benzer suçlara maruz kalan Türkmenler ise büyük ölçüde yasanın kapsamı dışında bırakıldı. Bu eşitsizlik tesadüfi değil. Örgütlü hak savunuculuğuna ve uluslararası baskıya yanıt veren bir hükümetin siyasi hesaplarını yansıtıyor; Türkmen topluluğu ise her ikisinden de çok daha az yararlandı.


İyileşme Gerçekte Neyi Gerektiriyor?

Çatışmayla bağlantılı cinsel şiddetten hayatta kalanların iyileşmesi, tıbbi tedaviden, hatta psikososyal destekten daha fazlasını gerektiriyor. Araştırmalar, birbiriyle bağlantılı üç ihtiyacı tutarlı biçimde ortaya koyuyor:

  • Topluluk tarafından kabul — hayatta kalanların suçlanmadığını, geri dönüşlerinin olumlu karşılandığını gösteren resmî ve gayriresmî işaretler
  • Hukuki tanınma — devletin bir suç işlendiğini ve hayatta kalanların giderim hakkına sahip olduğunu kabul etmesi
  • Ekonomik destek — bir hayatı yeniden kurmak için gerekli somut imkânlar; bu, hayatta kalan birçok kişi için damgalanmanın yükü olmadan barınma, eğitim ve istihdama erişim anlamına geliyor

Irak, hayatta kalan Ezidiler açısından ilk iki alanda kısmi ilerleme kaydetti. Hayatta kalan Türkmenler açısından ise her üç alandaki ilerleme de asgari düzeyde kalıyor.


Sonuç

2014’teki kaçırılmalar bir suçtu. Sonraki yıllarda hayatta kalanların ihtiyaçlarına verilen yetersiz yanıt ise süregelen bir başarısızlık — hesap verebilirlik, tanınma ve destek olmadan geçen her gün ilk zararı daha da ağırlaştıran bir başarısızlık.

IŞİD’den kaçış, bir yolculuğun sonu değil, başlangıcıydı. Hâlâ travma, damgalanma, yerinden edilme ve hukuki belirsizlikle mücadele eden binlerce Ezidi ve Türkmen kadın için bu yolculuk bitmiş değil.

Dünya, Sincar katliamının yıl dönümünü andı. Hayatta kaldıktan sonra yaşananları da görmeli.


Bağımsız Araştırma & Analiz

Hussein Monitor

Hussein Monitor, Irak’ta azınlık hakları, IŞİD sonrası hesap verebilirlik ve cezasızlığın insani bedeli üzerine derinlemesine saha araştırmaları yayımlar. Eski UNAMI İrtibat Görevlisi ve bağımsız araştırmacı Hussein Zainulabdeen tarafından hazırlanır.